Son Dakika: 38 YIL GEÇTİ ACILAR HALA TAZE
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye GirişHostingWeb Tasarımİletişim

DARBECİLER 68'LİLERİ KULLANDI MI ?




Gazeteci Hasan Cemal'in "deniz Gezmiş'i, Sarp Kuray'ı Kullandılar" İddiası Üzerine 68'lilere Sorduk:

Darbeciler 68'lileri Kullandı Mı ?

Murat Toklucu


Hakkında televizyon dizileri yapılan, arka arkaya kitaplar yayımlanan 68 kuşağı etrafında dönen efsanelere 40. yılında her gün bir yenisi ekleniyor. Bu arada, 68 kuşağını geçmişin karanlıklarıyla hesaplaşmamakla suçlayanlar da bazı iddiaları yeniden gündeme getiriyor. Son olarak Hasan Cemal, Deniz Gezmiş'in de aralarında olduğu devrimci gençlerin 9 Martçılar diye bilinen Madanoğlu Cuntası ya da 12 Mart darbecileri tarafından kullanıldığı iddialarını ortaya attı. Biz de 68'in öğrenci liderlerine mikrofon tuttuk�

Aslında bir kuşak olduklarını 1968'in 20. yılında fark eden Batılı 68'lilerin kendileriyle ilgili konuşmaya başlaması Türkiye'ye de yansımıştı. Türkiyeli 68'lilerin bir bölümü Batı'da konuşulanları kendilerine tercüme edip 68'i yeniden kurmaya başladı. Bu kurmaca, basın aracılığıyla yaygınlaşınca ortalık 68 efsaneleriyle dolup taştı. 68'in 40. yılını idrak ettiğimiz şu günlere gelindiğinde 20 yıl öncesinden daha çok şey biliyor olsak da 68'in gerçek bir muhasebesi henüz yapılabilmiş değil. Bu yüzden bölük pörçük bilgi ve anlatımlardan yola çıkılarak bir 68 resmi çizilmek isteniyor hâlâ.
Milliyet yazarı Hasan Cemal sadece 68 kuşağıyla ilgili değil Türkiye'nin 60'lı yıllarıyla ilgili en çok kalem oynatan gazetecilerden biri. Cemal, 15 Mayıs tarihli yazısında yine o yıllardan söz etti ve daha önce ortaya atılmış şu iddiaları yeniden yazdı: "İrfan Solmazer, 1960'ta 27 Mayıs darbesini yapan Milli Birlik Komitesi'nin üyesi. Türkiye'nin 12 Mart darbesine (1971) gittiği günlerde, çalıştığım Devrim dergisinin Kızılay'daki bürosunun hemen yakınındaki Mason Derneği'nin bahçesine bize yakın devrimci gençler dinamit atmıştı. O dinamit lokumları İrfan Solmazer'in arabasının bagajında getirilmişti. 12 Mart öncesindeki cuntacılık faaliyetlerine katılmış, o tarihlerde bizim gruba yakın duran, emekli deniz subayı Erol Bilbilik, İrfan Solmazer'i şöyle anlatır: 'Bir gün Orhan Kabibay'ın (27 Mayıs darbesinin beyin takımından emekli kurmay albay ve 12 Mart'ın içinde de yer alan CHP milletvekili, HC) evinde toplandık. Hidayet Ilgar, Talat Turan, İrfan Solmazer ve daha birçok kişi vardı. Bir ara İrfan Solmazer bana, 'Erol, sen denizcileri ihmal etmişsin' dedi. Kimi ihmal ettiğimi sorunca, Sarp Kuray'ı, Deniz Gezmiş'i ihmal etmişsin, hiç temas kurmamışsın. Ama ben onlara İstanbul'da, Ankara'da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum' dedi. Başka ne yapıyorsunuz diye sorunca, İrfan Solmazer'in yanıtı şu oldu: 'Deniz Gezmiş'i, Sarp Kuray'ı filan oturtuyorum. Amerikan Büyükelçiliği'nin ön kapısının kurşunla taranmasına demokratik olarak karar veriyoruz. Emri ben veriyorum. (Deniz Gezmiş, ABD Büyükelçiliği'ni tara ve yok ol!) diyorum. Sarp Kuray'a, (Git şurayı bombala!) emrini veriyorum.' Bu işlerden Orhan Kabibay'ın mutlaka bilgisi vardı. Dolayısıyla Deniz Gezmiş'i, Sarp Kuray'ı kullandılar."

"THKO'dan hiç kimse darbecilerle görüşmedi"

Biz de, başta Deniz Gezmiş'in dava arkadaşları olmak üzere, 68 kuşağının bazı gençlik önderlerine Hasan Cemal'in yazdıklarını sorduk
Deniz Gezmiş'in dava arkadaşlarından, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi Atilla Keskin sorularımızı yanıtlarken darbecilerle ilişki kurdukları iddiasını reddediyor: "Hasan Cemal 'Ben cuntaya hizmet ettim' diye özeleştirisini verdi, güzel. Ama bunu yaparken bazen öyle şeyler yazıyor ki 'Hepimiz böyleydik' demeye getiriyor. Deniz'in de mensubu olduğu THKO'nun ne yaptığı son derece açıktır.

O dönem Hasan Cemal gibi bazılarının umudunu cuntaya bağladığı ve 9 Mart'ı dört gözle beklediği doğrudur, ama THKO'dan hiç kimse hiçbir darbeciyle görüşmedi, eylem birliği yapmadı. 9-12 Mart cunta kapışmasında aldığımız karar çok açıktı, cunta gelirse biz dağa çıkacaktık. 21-22 yaşındaydık, kararımız belki çocukçaydı, belki yanlıştı, ama böyleydi. Cuntadan nefret ediyorduk, askerle birlikte bir yere varılamayacağının da farkındaydık. Dava dosyalarımız, bildirilerimiz ortadadır. Üstelik son anda engellendiği söylenen 'sol' darbenin yapılacağı tarih olan 9 Mart'ta benim de aralarında olduğum örgüt kadrolarının bir bölümü dağdaydık. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan da biliyorsunuz 12 Mart'ın ardından dağa gelirken yakalandı. Darbeden bir çıkarımız olsa dağda ne işimiz var?"

"İlişkimiz yoktu denemez ama darbeyi desteklemedik"

Dönemin silahlı mücadeleyi seçen diğer örgütü Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) yöneticisi Selçuk Polat ise Hasan Cemal'in o yıllarda bulunduğu siyasi hareket nedeniyle olaya cuntacılık açısından baktığını, bu yüzden 68'le ilgili yaklaşımının körün fili tarif etmesine benzediğini söylüyor. Polat'a göre 68'i iki dönemde incelemek gerekiyor: "Birinci dönem 1970'e kadar olan, üniversitelerde söz sahibi olduğumuz, kitlesel olduğumuz dönem. 1970'ten sonrası ikinci dönem. Biz 1970'e kadar silahlı mücadeleye değil, devrime inanıyorduk. Kitlelere ulaşmayı hedeflemiştik. 15-16 Haziran'a ulaşan işçi mücadelesine destek vermemiz de, köylere gidip çalışma yapmamız da bu yüzdendi. İkinci dönemde her şey değişti. Hiç unutmuyorum bir köy çalışmasında Carlos Marighella'nın, Şehir Gerillasının El Kitabı'nı sordum Mahir'e, 'Nasıl bir kitap' diye, 'Boş ver, yazarı fokocu' (Latin Amerika tipi gerillacılık) dedi. Köylerden döndük, bu kitap düştü önüme, birden şehir gerillacısı olduk yani. İkinci dönem orada başlıyor."

Selçuk Polat 68 kuşağı üzerindeki 27 Mayıs ve Kemalizm etkisini de, THKP-C'nin subaylarla kurduğu ilişkileri de inkâr etmiyor: "Sosyalisttik, ilericiydik, ama evet, Atatürkçülük'ten de etkilenmiştik. Askerlerle ilişkimiz elbette vardı, zaten bizim 256 kişilik THKP-C davasında yargılananların 90'ı Hava Kuvvetleri'nden subay ya da askeri öğrenciydi, ilişkimizi inkâr etmiyorum. Ama bu, darbeyi desteklediğimiz anlamına gelmez. Onlar bizi kullanmaya çalıştıysa biz de kendi amaçlarımız için onları kullandık".

60'lı yılların öğrenci liderlerinden, Deniz Gezmiş'in bir dönem yakın arkadaşı olan Bozkurt Nuhoğlu, silah kullanma yoluna gidenlerin bütün 68 hareketini temsil etmediğini düşünüyor: "Kaç kişi bu örgütlerde bulunmuş? Ben öğrenci lideriydim, biz kimseye karşı şiddet kullanmadık. Biz şiddet kullanmışız madem, Kanlı Pazar'a ne diyeceğiz? Şiddet kullananlar işbirlikçi bürokratlar ve onların maşalarıydı. Amerikalı denizcileri dövdük evet, ama asla silah kullanmadık. Kullansak Amerikalıları öldürürdük. Darbecilerin toplantılarını falan ben yaşamadım, kim kiminle ne yapmış, o toplantılarda bulunanlara sormak lazım."

68'in bazı gençlik önderlerinin Hasan Cemal'in yazdıklarına yanıtları böyle. Hepsinin ortak düşüncesi geçmişle hesaplaşmanın yapılması gerektiği. Ama yalnızca içe dönük bir hesaplaşmanın yetersiz olacağını, devletle ve devletin o dönemde kullandığı sağcılarla da hesaplaşılması gerektiğini söylüyorlar. Bir 68'linin dediği gibi, "Tamam, biz kendimizle hesaplaşalım. Ama o dönem silahı siyaset sahnesine sokanlarla, onları yönlendirenleri ne yapacağız? Hırsızın hiç mi suçu yok?"

Reklam Alanı

http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/

Bu haber 08/05/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 

Yazarlar

Cengiz ÇANDAR

68 kuşağı, Deniz Gezmiş, biz, hepimiz
 

Hasan CEMAL

Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...
 

Doğan AVCIOĞLU

GERİLLA
 

Oral ÇALIŞLAR

Baki Tuğ ve Deniz Gezmiş...
 

Güneri CİVAOĞLU

DENİZ GEZMİŞ'İN "BİLİM " VASİYETİ
 

R.Ozan KÜTAHYALI

Bir İttihatçı olarak Deniz Gezmiş
 

Engin ARDIÇ

DENİZ GEZMİŞ MODASI
 

Kürşad BUMİN

Bir kere daha: Demirel ve idamlar
 

Nazlı ILICAK

DENİZLERİN İDAMINDA SORUMLU DEMİREL DEĞİL...
 

Ergün BABAHAN

Elinizde kan izi var Süleyman Bey
 

Uğur MUMCU

ASILDIK EY HALKIM UNUTMA BİZİ ...
 

Taha AKYOL

Deniz Gezmiş efsanesi
 

Ertuğrul ÖZKÖK

Deniz Gezmiş’i milli irade astı