Son Dakika: 38 YIL GEÇTİ ACILAR HALA TAZE
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye GirişHostingWeb Tasarımİletişim

68'İN YAZILI TARİHİ - 7




"Mustafa Kuseyri"yi kendi arkadaşları öldürdü"

Hulki Cevizoğlu- Evet, ilginç açıklamalar, hoş sözler. Tabiî hatırlamak da çok önemli.

Bir de Mustafa Kuseyri"nin ölümü var...

Mustafa Kuseyri kimdi, nasıl öldü ve bunu siz Devrim Gazetesi"nin Yazı İşleri Müdürü olarak kamuoyuna nasıl yansıttınız? Bu biraz Deniz Gezmiş"in banka soyması hikâyesine benziyor mu acaba?

Hasan Cemal- Öyle. Yani, Mustafa Kuseyri kaza ile bir arkadaşı tarafından vuruluyor. Biz bunu ilk günden itibaren biliyoruz. Aslında polis de o zaman biliyor. Bilmiyor değil. Fakat, bunu, Kuseyri"yi o dönemde "faşistler vurdu" diye bir hava...

Hulki Cevizoğlu- Manşet atıyorsunuz.

Hasan Cemal- Manşet atılmadı o zaman. Ama, hava öyle yaratıldı ve onunla birlikte, o dönemde hem İstanbul"da, hem Ankara"da yürüşler düzenlenmişti ve bu olay tamamen değişik bir tarzda verildi, kamuoyuna sunuldu. Fakat sonra da ortaya çıktı zaten böyle olmadığı...

Hulki Cevizoğlu- Neydi gerçek?

"Böyle olmadığı ortaya çıktı" diyorsunuz.

Hasan Cemal- Böyle olmadığı ortaya çıktı, evet.

Hulki Cevizoğlu- Kitabınızda, "Mustafa Kuseyri, Rus ruleti oynarken arkadaşıyla, Nejat Arun tarafından vuruldu" diyorsunuz.

Hasan Cemal- Evet.


Hulki Cevizoğlu- Yani, bir insan durup dururken niye Rus ruleti oynasın? Acaba orada da bir yanlışlık olabilir mi?

Hasan Cemal- Vallahi, benim bildiğim olay böyleydi. Yani, Mustafa Kuseyri"nin arkadaşı tarafından kaza ile vurulduğu bir gerçek. Ama, Rus ruleti mi oynadı ya da bizim gibi tabancayla oynarken mi bu patladı; onu bilmiyorum.

Hulki Cevizoğlu- Bir de, "Kuseyri"nin katili", o sırada diyorsunuz ki, "Arkadaşı Nejat Arun kan izlerini bıraktığı için orada, Proleter Devrimci Aydınlıkçı olan ya da beyaz Aydınlıkçı" diyorsunuz...

Hasan Cemal- Öyle denirdi o zaman, evet.

Ajan deşifre olmasa solun lideri olacaktı!

Hulki Cevizoğlu- Okuyacağım.

O sırada, Sayın Gürkan da sizinle birlikte Devrim"in Yazı İşleri Müdürü müydü?

Hasan Cemal- Tabiî; bir sayı o olurdu, bir sayı ben olurdum.

Hulki Cevizoğlu- Sayın Cemal diyor ki 39. sayfada, "Deniz Gezmiş"in banka soygununu bildiğimiz hâlde tam tersi manşetler atıyorduk. Deniz Gezmiş"in idamında bizlerin de payı vardı" diyor, biz de bu işi biraz şişiriyorduk havasında söylüyor.

Hasan Cemal- Şimdi orada tam öyle değildi, yani bir tane şey var.

Şimdi şu var, Deniz Gezmiş"lerin banka soygununu, banka soymadı diye vermiştik, o şey var.

Hulki Cevizoğlu- Evet.

Diyorsunuz ki, "Örneğin 1971"in Ocak ayı, Türkiye hızla askerî müdahaleye doğru gidiyor. Ankara"da bir banka soyuldu. Adımız gibi biliyorduk ki, bu bankayı Deniz Gezmiş"ler soymuştu, ODTÜ"de saklanıyorlardı. Ama, biz Devrim"e manşet çekmiştik, "Deniz Gezmiş: Banka soygunuyla ilgim yok"diye."

Şimdi bu manşetin de burada görüntüleri, resmi var zaten, renkli fotokopisi.

.... "Meselâ Deniz Gezmiş"in banka soyduğunu çok iyi biliyorduk" diyorsunuz.

Hasan Cemal- Evet.

Hulki Cevizoğlu- O sırada Devrim Dergisi"nde "Deniz Gezmiş banka soydu" diye manşet atsanız, belki devrimci gençlik arasında başka dalgalanmalar olacaktı. Ama, eğer Deniz Gezmiş bu bankayı soyduysa, siz söylüyorsunuz ve siz Deniz Gezmiş"in ağzından "Bu banka soygunuyla ilgimiz yok" diyorsanız, devrimci gençlik bu yazıyı okuduğu zaman, vay canına, sağcılara bakın, sağcı basınında Deniz Gezmiş soydu yazıyor ama, bizim gazeteyi okuyoruz, bizim gazetede böyle bir şey olmadığı söyleniyor. O zaman kışkırtılmış olmuyor mu? Sağcı basın yanlış yazıyor ya da askere karşı...

Hasan Cemal- Yok, o çok abartılı bir yorum. O zaman olay böyleydi. Hakikaten daha sonraki şeylerde zaten var, "Biz bankayı soyduk, çünkü işte dağdaki arkadaşlarımıza yardım etmek için."

Devrim Dergisi"nin idamlardaki günahı

Hulki Cevizoğlu- Peki, bir başka örnek daha vermek istiyorum Sayın Gürkan.

Kışkırtmak konusunda gazetecilik yaparak, kışkırtma konusuna bir örnek olabilir mi acaba?

Yine 40. sayfada, "Başka sahte bildirilerimiz de vardı" diye kendi kendinize soruyorsunuz. "Ne gibi? Devrimci ordu gücü diye. Devrim Dergisi"nin birinci sayfasında bazen boy gösteren bildirilerden söz ediyorum" diyorsunuz. "Doğan Avcıoğlu, o tarihlerde bir örgüt kurulacaksa, bir bildiri yayınlanacaksa, hepsinin başında bir ordu sözcüğünün geçmesini isterdi; gençlere de bunu tavsiye ederdi."

Yani, Devrimci Ordu Gücü adıyla Devrim Dergisi"nde, Gazetesi"nde yazılan bildirilerin sahte bildiriler olduğunu söylüyorsunuz.

Hasan Cemal- Sahte bildiriden kasıt şudur.

Hulki Cevizoğlu- Nedir?

Hasan Cemal- Yani, bu bildiriler bizim tarafımızdan çıkardı. Yani genellikle Doğan Bey"in yazdığını biliyoruz. Fakat...

MAHİR KAYNAK(Dönemin "Üniversiteli" Kod Adlı MİT Mensubu)- İyi geceler efendim.

Hulki Cevizoğlu- Evet, sizin o dönemdeki kod adınız neydi efendim?

Mahir Kaynak- "Üniversiteli."

Hulki Cevizoğlu- Niye? Üniversitede olduğunuz için mi, üniversiteyi çok mu seviyordunuz? Niye öyleydi kod adınız?

Mahir Kaynak- Hayır, o sıralarda üniversitede asistandım, onun için "Üniversiteli" kod adını taşıyordum efendim.

Hulki Cevizoğlu- O sırada göreviniz, Madanoğlu Grubu"na sızmak mıydı?

Mahir Kaynak- Evet efendim.

Hulki Cevizoğlu- Peki, bu görevde -soruyu doğru soralım- sızdınız ve başarılı oldunuz.

Başınızdan geçen bir olay var, Sayın Hasan Cemal"in de kitabında yer almış. Örneğin, "Kendi aramızdaki toplantılar dışarıya sızıyor, ama kim sızdırıyor? Birisinde dinleme cihazı var, bizi dinliyorlar, toplantılarınızı ya da fikirlerinizi haber alıyorlar" diye bir dinleme parayonası da başlamış. Binanın önünde duran araçların içinde Amerika"dan gelen çok gelişmiş sistemlerle yandaki binanın içinin dinlendiği şeklinde görüşler de belirmiş Hasan Cemal ve Grubunda.

Siz bu konularda ne diyeceksiniz? Hatta, bazı aramaları da siz yapmışsınız, bulamamışsınız.

Mahir Kaynak- Evet efendim.

Efendim, aslında tabiî bu toplantıların önemli bir kısmını banda alıyorduk ve banda aldığımız cihazlar da çok gelişmiş cihazlar değildi aslında. Yalnız, bir keresinde de arama söz konusu oldu ve bu aramayı ben yaptım!.. Yalnız, bu bir paranoya değildi. Çünkü, Millî İstihbarat Teşkilâtı elde ettiği bilgileri Millî Güvenlik Kurulu"na götürüyordu. Millî Güvenlik Kurulu"nda Cunta"ya yakın iki tane general vardı, Hava Kuvvetleri Komutanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı. Bunlar da, Millî İstihbarat Teşkilâtı"nın Cunta"yı dinlediğini derhal bize bildiriyorlardı, yani Cuntacı olarak bildiriyorlardı.

Burada şunu söylemek istiyorum. Bizim yaptığımız operasyon son derece riskli bir operasyondu; hem Cunta"yı dinliyor ve sonra da bunu sonuçlarını Cunta"yla temasta olan insanlara bildiriyorduk. Bunun fevkalâde riskli olduğunu söylemem lâzım. Millî İstihbarat Teşkilâtı beni böyle bir riskli operasyonun içerisine soktu. O zaman da bunun riskinin farkındaydım.

Hulki Cevizoğlu- Teknik olarak şunu sorabilir miyim: O yıllarda bu kadar gelişmiş dinleme cihazları var mıydı? Yani bir insanın üzerinde; toplantıya giriyorsunuz, şimdi çok küçük mikrofonlar, teypler var, uzaktan dinleme sistemleri var. Ama, o tarihte siz üzerinizde bir cihaz taşıyarak toplantıyı dinliyordunuz galiba, banda alıyordunuz.

Mahir Kaynak- Evet efendim.

Hulki Cevizoğlu- Affedersiniz, biz eski gazetecileri fotoğraflarından görünce, işte Başbakanlık muhabirlerini biraz gülünç karşılıyoruz, çünkü kocaman kocaman teypler başbakana uzatılmış, demeç alırken. Öyle dinleyebiliyordu gazeteciler. Nerede ise küçük bir bavul kadar büyüklükteydi bu teypler. Siz üzerinizde nasıl bir cihaz taşıyordunuz?

Mahir Kaynak- Efendim, burada cihaz aslında doğrudan doğruya banda almıyordu. Bizim üzerimizde taşıdığımız bir vericiydi. Bu verici sokağa, yani kısa mesafeye yayın yapar, orada alınırdı. Ama, söylediğim gibi, bu telsiz cihazları da, yani verici cihazları da papuç kadardı, el kadar bir cihazdı. Bunu vücudumuzun belirli kısımlarına saklardık ve son derece zordu. Üzerimde bulunduğu zaman sürekli de bundan sıkıntı duyardım efendim.

Hulki Cevizoğlu- Madanoğlu Paşa"yla yaptığınız bir konuşma var, kitapta da anlatılıyor, onu siz de başka yerlerde anlatmıştınız. Onu şimdi bize kısaca söyleyebilir misiniz?

Mahir Kaynak- Hangi konuşmayı efendim acaba?

Hulki Cevizoğlu- Madanoğlu ile yaptığınız konuşmada, Madanoğlu sizi çağırmış toplantıdan önce. Toplantıların MİT tarafından banda kaydedildiğini söylediniz. Bu aramayı nasıl yaptınız?

Mahir Kaynak- Bu aramayı şöyle: Herkes ceketini çıkaracak dedi ve ceketini çıkardıktan sonra üstleri aranacak. Aramada bunları kucaklamak ve üzerlerini sıvazlamak şeklinde olacaktı. Ben sıvazladığım için kişilerin vücutlarını, tabiî bendeki belli olmadı. Kimsenin de böyle bir arama eğilimi yoktu, onun için de ortaya çıkmadık.

Hulki Cevizoğlu- Anladım.

Size o kadar çok güvenilmiş ki, deşifre olmasaydınız solun liderlerinden biri olacakmışsınız, doğru mu?

Mahir Kaynak- Evet.

Hulki Cevizoğlu- Yani, belki biz sizi bu günlerde bir sol partinin genel başkanı olarak mı görecektik?

Mahir Kaynak- Öyle zannediyorum efendim. Zaten operasyonun bir parçası da, benim Türk siyasî hayatından tasfiye edilmem gibi biraz fazla iddialı sayacağınız bir söz gibi görünüyor. Ama, şunu söyleyeyim. Millî İstihbarat Teşkilâtı"nın bu operasyon karşısındaki tavrının aslında tartışılması gerektiğini de düşünüyorum. Yani, burada Sayın Hasan Cemal sivil kadroları anlattı ama, Millî İstihbarat Teşkilâtı bu operasyona nasıl bakıyor, hiç merak etmediniz mi efendim?

Hulki Cevizoğlu- Şu anda çok merak ettik; buyurun.

Mahir Kaynak- Efendim, şimdi Millî İstihbarat Teşkilâtı hakkında bir kitap yazıldı, Sayın Tuncay Özkan yazdı. Burada 12 Mart olayı sadece bir sayfadır, 350 sayfalık bir kitabın içinde bir sayfadır. Oysa bildiğiniz gibi, "Balon Operasyonu" yahut bu darbeye karşı yapılan operasyon Millî İstihbarat Teşkilâtı"nın yaptığı en ciddî operasyondur. Ama, Millî İstihbarat Teşkilâtı bu operasyonu yaptığından son derece pişman olmuştur.

BİTTİ

Reklam Alanı

http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/

Bu haber 08/05/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 

Yazarlar

Cengiz ÇANDAR

68 kuşağı, Deniz Gezmiş, biz, hepimiz
 

Hasan CEMAL

Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...
 

Doğan AVCIOĞLU

GERİLLA
 

Oral ÇALIŞLAR

Baki Tuğ ve Deniz Gezmiş...
 

Güneri CİVAOĞLU

DENİZ GEZMİŞ'İN "BİLİM " VASİYETİ
 

R.Ozan KÜTAHYALI

Bir İttihatçı olarak Deniz Gezmiş
 

Engin ARDIÇ

DENİZ GEZMİŞ MODASI
 

Kürşad BUMİN

Bir kere daha: Demirel ve idamlar
 

Nazlı ILICAK

DENİZLERİN İDAMINDA SORUMLU DEMİREL DEĞİL...
 

Ergün BABAHAN

Elinizde kan izi var Süleyman Bey
 

Uğur MUMCU

ASILDIK EY HALKIM UNUTMA BİZİ ...
 

Taha AKYOL

Deniz Gezmiş efsanesi
 

Ertuğrul ÖZKÖK

Deniz Gezmiş’i milli irade astı