Son Dakika: 38 YIL GEÇTİ ACILAR HALA TAZE
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye GirişHostingWeb Tasarımİletişim

68'İN YAZILI TARİHİ - 6




Askerle iş tutan grubundaydım`

Hasan Cemal- Vallahi, burada plânlanan çok karmaşık, çetrefil bir şey değildi. Söylenen; askerin yapacağı bir darbe ve bu darbeyle birlikte ihtilâle giden yolun açılması.

Nitekim, Türkiye`de o dönemde 68 liderleri de, ordunun içinden gelecek, 27 Mayıs benzeri bir askerî darbenin beklentisi içindeydiler ve buna bel bağlamışlardı bir kısmı, hatta büyük bir kısmı. Ve o yüzden de, sol Kemalistlerin, yani Devrim Dergisi Grubu`nun ya da Madanoğlu Grubu`nun ya da Doğan Avcıoğlu Grubu`nun işini zorlaştırmamak gibi de bir genel ilkeleri, bir genel eğilimleri vardı ve bu yüzden de, bu farklı yolun önünü açmaya çalıştılar, köstek olmamaya çalıştılar. Bu, Türkiye`deki 68 ve Batıdaki 68`i birbirinden ayıran bir konu. Belki daha sonra konuşabiliriz onları.

Hulki Cevizoğlu- Siz de askerle iş tutanlar

grubundaydınız. `Askerle iş tutmak` kavramı

da size ait.


Hasan Cemal- Evet. Yani o, işi basitleştirmek ve değişik bir şeydi. Yoksa, gençliğin tavrına baktığınız vakit, işte `Ordu-gençlik el ele millî cephede` sloganı, zaten o dönem gençliğinin beklentilerini tırnak içinde veren bir slogandı o.

Hulki Cevizoğlu- Doğu Perinçek size şu sözleri söyleyerek biraz eleştiride bulunuyordu galiba; `Darbe yapınca, Kızılay`daki gökdeleni de artık size verirler, Devrim Dergisi rejimin El-Ahram`ı olur, sen de başyazarı Hasan Heykel olursun` demişti; değil mi?

Hasan Cemal- Hasan Heykel pek olacağımı sanmıyordum ama, biliyorum, onu söylemişti.

Gazeteci değil profesyonel devrimciydik

Hasan Cemal- Bunların hepsi belki iç içe; ama en doğrusu, bir iç muhasebe, artı kendi siyasî tarihim. Kendi siyasî tarihime eğildiğim zaman da, bir kuşağın serüveni, aynı zamanda Türk siyasî tarihinin bir dönemine kendi çapında ışık tutmak; yani bunların hepsi iç içe giriyor. Bu arada, kendi bugün geldiğim noktada ben ne düşünüyorum; eskiden ne düşündüm, niçin öyle düşündüm, nasıl değiştim ve bugün ne düşünüyorum? Yani, bütün bunların bir özeti.

(...)

O zaman kendimizi, her şeyden önce devrimci kabul ediyorduk. Bizim işimiz profesyonel devrimcilikti; gazetecilik değildi. Yani o zaman yaptığımız o anlamda.

Hulki Cevizoğlu- Çok ilginç. Yani gazeteciydiniz, ama `Yaptığımız gazetecilik değildi` diyorsunuz?..

Hasan Cemal- Gazeteci değildik. Hayır; 2 yıllık bir dönemden söz ediyorum. Yani benim başlangıcım 1969-1971 Devrim Dergisi`dir o zaman. Ondan önce, zaten `69`da başladım gazeteciliğe, `71`de Devrim Dergisi kapatıldı, o tarihe kadar. Yani, o 2 yıllık dönemde pek gazeteci saymadık hiçbir zaman kendimizi.

(...)

Orduevi`ne bomba atma plancısı ve kışkırtıcısı

Hulki Cevizoğlu- Kitabın bir bölümünde, `Biz askeri kullanarak darbe yapacaktık` diyorsunuz ama, bir tarafta askeri kullanarak - bu ifadeler size ait- darbe yapmayı düşünürken, Ankara Sıhhiye`deki Orduevi önünde de bomba patlatma plânlarınız vardı. Bu plânlayıcılar arasında siz de vardınız. (...)

Siz şimdi, `Askeri kullanarak, yanımıza alarak darbe yapacağız` diyorsunuz; ama, gidip askere zarar verecek, askerin evinin önünde, otelinin önünde bomba patlatıyorsunuz... Çelişki yok mu?

Hasan Cemal- Orada askere zarar verecek bir durum yok, tam tersine...

Hulki Cevizoğlu- Ama, giren çıkanlar varsa orada?..

Hasan Cemal- Yani, o anlamda bir çelişki olduğunu sanmıyorum. Orada bir olay var; bir olay yaşanacak ve orada da yaşanacak bir olayla birlikte, oraya gelen gençlik kitlesinin yaratacağı bir hareket var. Bu, kışkırtıcı bir şey.

Hulki Cevizoğlu- Yani, askeri kışkırtmak amacınız her hâlde?..

Hasan Cemal- Bir anlamda kışkırtmak.

Hulki Cevizoğlu- Bir anlamda değil, tam anlamıyla o galiba. Birkaç yerde söz ediyorsunuz...

Hasan Cemal- Doğru, tam anlamıyla o.

Hulki Cevizoğlu- Plânınız şuymuş... Bu plânı yaparken kim vardı yanınızda? Sıhhiye`deki Orduevi önünde bomba patlatma plânının plânlayıcıları arasında siz varsınız; başka?..

Hasan Cemal- Orada Aktar İnce vardı galiba.

Hulki Cevizoğlu- Evet, Aktar İnce.

Hasan Cemal- Sonra, Kuseyri var mıydı, bilmiyorum. Öyle birkaç kişi vardı. Orada yazılı, kitapta; onu şu anda hatırlamadım.

Hulki Cevizoğlu- Şu an için ben sizden duymak istiyorum; kitapta var, gizli bir şey değil, zaten mümkün olduğu kadar gizli kalanları kitapta açmaya çalışmışsınız.

Bu bombalama plânınız, anlatımınıza göre şöyle gelişiyor: Siz, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi`nin bahçesinde bir miting düzenliyorsunuz gençler olarak ya da...

Hasan Cemal- Bir miting düzenleniyor. Yalnız burada şunu söyleyeyim; bu da çok önemli bir nokta. Bunlar her şeyiyle; böyle benim de hepsini birebir bildiğim ve çok birebir yapılmış bir plânlamanın ürünü değil. Anlatabiliyor muyum? Herkesin bu gibi olaylarda bir rolü var; o kadarını biliyorum.

Hulki Cevizoğlu- Sizin rolünüz?

Hasan Cemal- İşte, ben de bunun plânlamasında bir ölçüde biliyorum; ondan sonra nasıl gelişeceğinin ayrıntılarını bilmiyorum. Yani orada da söylediğim; şunu biliyorum: İşte böyle, iki taraftan birer bomba atılacak; bir. İki; o gün orada bir gösteri yapılacak, o gösteri sonra Kızılay`a doğru yürüyüşe geçecek.

Hulki Cevizoğlu- Ve o sırada bu bomba sesleriyle ortalık karışınca, sloganlar atılması plânlanıyor.

Hasan Cemal- Evet, sloganlar atılacak.

Uluç Gürkan

Hulki Cevizoğlu- Sayın Gürkan, Hasan Cemal`in kitabının 213. sayfasında şu sözler yer alıyor: `Gençliğin çengellenmesi, kışkırtılması da Uluç`un görevleri arasındaydı. Ben ise, şeriatçı basını tarardım, onlardan yaptığım alıntılarla askeri kışkırtma işlevini üstlenmiştim. Uluç`la bizim köşelerimiz ikinci sayfanın altında yan yanaydı...` diye devam ediyor. Ayrıca, kendisiyle sizin, Doğan Avcıoğlu`nun iki fedai Yazı İşleri Müdürü olduğunu söylüyor.

Önce, `Fedai Yazı İşleri Müdürlüğü` ne demek, ne anlama geliyor; onu öğrenelim, sonra da bu gençliğin kışkırtılması görevine girelim. Buyurun.

Uluç Gürkan- Doğrusu, ben kendimi hiç fedai gibi hissetmedim. Normal, inandığım bir doğrultuda gazetecilik mesleğine başlamış gibi hissettim. Fedai olmak için, böyle mahkeme mahkeme falan sürünmek lâzımdı. Benim anımsayabildiğim kadarıyla -yanılıyorsam Hasan düzeltsin beni- 12 Mart Muhtırası verilene kadar bizim hakkımızda 3 veya 4 dava açıldı; 5 değil. O günün koşullarında da, 1,5 yılda 3 veya 4 dava hiçbir şey değil, insanın kendini fedai gibi hissetmesini haklı kılacak bir durum değil; ben gerçekten kendimi fedai gibi hissetmedim.

Benim kanım, -Hasan`la bu duygularımı daha önce de telefonda paylaştım- o günlerdeki bizim konumlarımızı, yaptıklarımızı, galiba Hasan biraz abartıyor.

H. Cemal: `Uluç Gürkan bomba plancısı`

U. Gürkan : `Hayır`

Hulki Cevizoğlu- Var mıdır böyle huyları?

Uluç Gürkan- Evet. Örneğin, gençliği kışkırtmak olayı. Ben Devrim Gazetesi`nde çalışmaya başladığım zaman, zaten bir gençlik lideriydim. Türkiye`de `ortanın solu` sloganıyla, `ortanın solu` gruplaşmasıyla, öğrenci grupları arasındaki, öğrencisi olduğum Siyasal Bilgiler Fakültesinde bütün öğrencilerin oylamasına katıldığı bir dernek seçimini kazanarak gelmiştim. Türkiye`de ilkti; seçimle bir öğrenci liderliği fonksiyonu kazanmıştım.

Bu `kışkırtma` sözcüğü de, sanıyorum biraz abartı. Çünkü bakın; biraz önce kitapta da var, Hasan da anlattı, örneğin `Gençlere birtakım bombalama fonksiyonları Sıhhiye`de verildi` gibi...

Hulki Cevizoğlu- Hatta, plânlayıcılar arasında Sayın Cemal vardı...

Uluç Gürkan- Beni korumak için mi yapıyor bilmiyorum ama, ben yokum, Hasan orda; yani böyle olaylar gerçekten yoktu. Benim Hasan`la yan yana sütunumda bütün yazdıklarımda gençliğe, gençliğin yaptıklarına -nitekim Deniz Gezmiş`le bir mülâkatımızdan da örnek veriyor hiçbir biçimde, Kemalist köklerinden, Kemalist doğrultusundan sapmaması yolunda; bir anlamda belki `telkin` denilebilir.

Hulki Cevizoğlu- `Böyle olaylar yoktu` diyorsunuz ama, o zaman Sayın Hasan Cemal, olmayan şeyleri mi yazdı?

Uluç Gürkan- Hayır, hayır.

Hulki Cevizoğlu- Siz de belki biraz kibarca söylediniz; `Hasan galiba abartıyor` dediniz ama, abartmanın ötesinde, olmayan şeyleri mi yazıyor?

Uluç Gürkan- Hayır. Kışkırtma fonksiyonu varsa; örneğin, o bahsettiği bombalama, yani birtakım duyumlar olabilir oradan buradan alınmış. Ama, ben Hasan`ın da, Sıhhiye`de gidip, `Kim bomba atacak?` diye bir seyirci konumunda olduğunu sanmıyorum.

Hulki Cevizoğlu- Seyirci konumunda değil, `plânlayıcı konumunda` diyor. `Biz plânlamıştık bomba atmayı` diyor. Ama, o bölümü konuştuk, sizle ilgili bölümü rica ediyorum.

Uluç Gürkan- Bilemiyorum; ben bir plânlamanın içinde filan, `Şu şuraya bomba atsın, buraya bomba atsın` diye bir plânlama eylemini bütün arkadaşlarımla da konuşmadım. Yani, özellikle silâh, bomba, bu tür işlerle hayatım boyunca ciddî bir ilgim; uzaktan seyretmenin, görmenin, tanık olmanın dışında, öyle plânlamasının içinde de olmadım. Zaten, böyle bir plânlama olayları falan yoktu.

...... Efendim bakın; ben geçmişimle ilgili bütün sorumluluklarımı üstlendim. Yaptığım her şeyin, eğer bir mağduriyeti varsa, onu çektim; cezaevine girdim, askerliğimi sakıncalı piyade olarak yaptım. Bugünkü konumumu da, o geçmişte sorumluluğunu üstlendiğim hiçbir olayla çelişkili saymıyorum.

........Tabiî. Yani, bir çelişki olarak saymıyorum. Onun için, geçmişte yaptığım her şeyin sorumluluğunu, cezaevine de girerek birden çok defa, askerliğimi sakıncalı olarak yaptım. Bunu bir hesaplaşma, iç muhasebe olayı olarak -Hasan`dan tek farkımız o- ben öyle değerlendirmiyorum; bir iç muhasebe sorunu saymıyorum bugüne dönük.

... Yani, ben kışkırtma filan konumunda değildim. Kışkırtma; neyi kışkırtacaksınız, nereye kışkırtacaksınız? Zaten öğrenci lideri olarak ben Devrim Gazetesi`nde çalışmaya başladım.

Hasan Cemal- Tabiî, Uluç Gürkan`a, böyle bir ortamda karşılıklı bir tartışmaya girmek yerine, meselâ şunu söylemem mümkün: Diyebilirim ki; Uluç Gürkan, `ortanın solu` hareketinin lideri olarak Siyasal Bilgiler`de o dönemde Öğrenci Birliği Başkanlığı yapmıştı. O doğru. Ama, o Öğrenci Birliği Başkanlığı`ndan sonra, Devrim Dergisi`nde çalışmaya başladıktan sonraki dönemde, her hâlde o dönemdeki görüşlerini, `ortanın solu` görüşlerini aynen devam ettirdi mi Devrim Dergisi`nde; ona pek ihtimal veremiyorum. Çünkü, bizim Devrim Dergisi`nde en çok eleştirdiğimiz ve en çok bir yerde çıkmaza sokmak istediğimiz hareket `ortanın solu` hareketi ve Bülent Ecevit`in liderliğini yaptığı hareketti. Çünkü onun en çok eleştirdiğimiz hareketi de bir yerde oydu. Yani, burada iki değişik şey var. Yani Siyasal Bilgiler`deki öğrenci lideri Uluç Gürkan`la, Devrim Dergisi`nin Yazı İşleri Müdürü Uluç Gürkan biraz siyasî çizgi olarak da farklı konumdaydı. Ama ben bunun ayrıntısına girmek istemiyorum, yeri değil zaten.

Uluç Gürkan- Yalnız, sevgili Hasan, o bahsettiğiniz siyasî değişiklik, bir insanı, öğrenciler içindeki konumundan, lider konumundan nasıl olur kışkırtıcı konumuna getirebilir?

Reklam Alanı

http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/

Bu haber 08/05/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 

Yazarlar

Cengiz ÇANDAR

68 kuşağı, Deniz Gezmiş, biz, hepimiz
 

Hasan CEMAL

Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...
 

Doğan AVCIOĞLU

GERİLLA
 

Oral ÇALIŞLAR

Baki Tuğ ve Deniz Gezmiş...
 

Güneri CİVAOĞLU

DENİZ GEZMİŞ'İN "BİLİM " VASİYETİ
 

R.Ozan KÜTAHYALI

Bir İttihatçı olarak Deniz Gezmiş
 

Engin ARDIÇ

DENİZ GEZMİŞ MODASI
 

Kürşad BUMİN

Bir kere daha: Demirel ve idamlar
 

Nazlı ILICAK

DENİZLERİN İDAMINDA SORUMLU DEMİREL DEĞİL...
 

Ergün BABAHAN

Elinizde kan izi var Süleyman Bey
 

Uğur MUMCU

ASILDIK EY HALKIM UNUTMA BİZİ ...
 

Taha AKYOL

Deniz Gezmiş efsanesi
 

Ertuğrul ÖZKÖK

Deniz Gezmiş’i milli irade astı